Ahlaksız yayınlar beka sorunu!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu'nda 7. Din Şurası'na açıklamalarda bulundu.
Sosyal medyanın, İslam'ı hedef alarak yeni bir yapay din oluşturmayı amaçladığını iddia eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Toplumun çimentosu mukaddesatına yönelik saldırılar milli güvenlik sorunu" ifadelerini kullandı.
Erdoğan konuşmasında; “Filmlerin dizilerin televizyon programlarının aile ile birlikte dini değerlerimizi, dindarları da hedef aldığını müşahede ediyoruz. Tek tük ve istisnai olumsuz örnekler üzerinden emsal yapılarak bütün dindarlara hakaret edilmekte, vakıflar, dernekler tarikatlar dini müesseseler linç edilmekte, dindarlar ve dini değerler yıpratılmaktadır. Sarıklı, sakallı, başörtülü, çarşaflı, cübbeli vatandaşlarımıza ahlaksızca saldırılmakta, itibar suikastleri düzenlenmektedir. Tıpkı 28 Şubat dönemindeki gibi belli toplum kesimlerimizi adeta öcü gibi gösterilmekte ve tahkir ve tahrik edilmektedir. Buna sessiz, tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Siyasi hayatımızın bütün safhalarında desteğini duasını hatta 15 Temmuz gecesi olduğu gibi canlarını bizden esirgemeyen insanlarımızın sırf inancı sırf dış görünüşünden dolayı aşağılanmasına üç beş kendini bilmezin reyting savaşına meze yapılmasına müsade edemeyiz. Toplumun çimentosu mukaddesatımıza yönelik bu tür girişimler milli güvenlik sorunudur, başta RTÜK, ilgili kurumlarımız bu konularda hızla tedbirleri devreye almalıdır. 2024 Türkiye’sinde 28 Şubat'ı hortlatmaya çalışanlara göz yummayız. Böyle bir atmosferin oluşmasına da asla fırsat vermeyiz."
Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği husus, uzun süreden beri kamuoyunu rahatsız eden ve devletin yetkili kurumlarının insiyatif alarak tedbir almasını beklediği bir konu idi.
Toplumun sosyal yaşamında büyük etkisi olan televizyon yayınları ve dijital mecralar, uzunca bir süredir yayınladığı dini değerleri ve Müslümanları hedef alan manipülatif dizi ve yayınlarla özellikle çocuklar ve gençlerin zihnini dumura uğratarak islamı ve Müslümanları öcü gibi gösteriyorlar.
Dizi filmlerde canlandırılan Müslüman tiplemeleri “Çocuk tacizcisi, ahlaksız, çağdışı, çıkarperest” gibi ahlaksızlık abidesi olarak lanse eden bu tür yayınların yetişmekte olan neslimizi zehirlemeye yönelik iç ve dış mihraklar tarafından desteklendiğini öngörüyorum.
Adeta bir misyonerlik çalışmasını andıran bu filmlerin asıl amacının toplumsal dokumuzu hedef aldığı, milli ve manevi değerlerimizin altına dinamit yerleştirdiğini görmemek için kör olmak gerekir.
Kuruluşundan bu yana, İslam düşmanlığını geleneksel siyasete dönüştüren CHP ve avanesinin neredeyse bir asırdır tekelinde bulundurduğu “Sinema, tiyatro, müzik” gibi sanat dallarını “Din düşmanlığı” üzerinden şekillendirmesi sonucu, “Deist, ateist” gençlerin sayısında maalesef büyük bir artış yaşandı.
Bu zehir o kadar tehlikeli bir hal aldı ki; geçtiğimiz günlerde, İmam Hatip Lisesinde öğretmenlik yapan bir arkadaşım, “İmam Hatip okullarında bile deist ve ateist öğrenciler var” dediğinde hayli şaşırmıştım.
Tehlike sadece gençlerimizle sınırlı değil. Televizyonların “Gündüz kuşağı” yayınlarında her türlü sapkın ilişkilerin konu edilerek tartışılması, birbirinden ayrılan eşlerin kirli ve gayrimeşru ilişkilerinin toplum önünde afişe edilerek gündem edilmesi, bu sapkınlıkların kanıksanması ve normalleşmesine sebebiyet vermektedir. Eşlerin birbirini aldatması sıradan bir rütun gibi gösterilmektedir. Ahlak ve Namus gibi manevi kavramların içi boşaltılarak basit bir tabu olarak lanse edilmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Milli Güvenlik sorunu” olarak tanımladığı konu da, devletimizin yetkili denetim mekanizmaları bir an önce harekete geçmeli ve gerekirse bu yayınları yapan televizyon kanallarını kapatmalıdır.
Televizyon haberciliği konusu da yine benzer tehditler içermektedir. Kötülük bulaşıcıdır. Haber yayıncılığı yapan kanalların, bir suç eylemini en ince ayrıntısına kadar vermesi, suça temayüllü kişileri hem özendirmekte hem de işleyecekleri suç konusunda adeta bir eğitime dönüşmektedir.
İntihar olaylarının haberlerde ayrıntılı olarak yayınlanması hakeza!
Toplumumuzda suç olaylarının, boşanmaların ve her türlü sapkınlıkların artmasında televizyon yayınları başat rol oynamaktadır.
Hangi siyasi partiye yakın olursa olsun, hangi ideolojiyi savunursa savunsun, ayırt edilmeksizin bu kanallara dur denilmesi ve neslimizi manevi değerler üzerinden inşa etmeliyiz. Aksi halde; Uyuşturucu, kumar, zina ve envai türlü rezillikler çerisinde boğulmuş bir nesle mahkum olmamız kaçınılmazdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı çağrı ideolojik ya da politik bir kaygıdan değil elbette. Bu Milli güvenliğimizi tehdit eden bir meseledir ve partiler üstü bir gerçekliktir. Bu konuda, tüm siyasal partilerin bu konuda ki tehdide karşı kendi tabanını konsolide etmesi ve bu yayınlara karşı tavır oluşturmasını bekliyoruz.