Geç kalmış bir başlangıç yazısı...

En başta yazmayı planlamıştım ancak kısmet bugüne imiş.
Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın talimatıyla 47 yıl önce yayın hayatına başlayan “Yenidevir Gazetesi” tarihin her dönemine şahitlik etmiş, arşivinde sabitlemiş bir kütüphanedir.
1977 yılında İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören ve M. Akif İnan gibi isimlerle birlikte Yeni Devir Gazetesi'nin yayın toplantısına katılan merhum Erbakan, Yenidevir Gazetesinin kurulmasına dair kararı alarak gazetenin bugünlere gelmesini sağlayan adımı attı.
O günden bugüne nice olaylara tanıklık etti, nice toplumsal, sosyal ve siyasal olayları manşetine taşıdı Yenidevir!
Nice darbeler gördü, nice tehditlere, yıldırmalara maruz kaldı ancak “Milli ve Maneviyatçı” çizgisinden asla ödün vermedi.
O günlerde muhafazakar ve mütedeyyin Müslümanların çatısı altında toplandığı “Milli Görüş” fikriyatının aydınları ve yazar kadrosunun büyük bir heyecanla yazdığı makaleler, zor şartlar altında neşrediliyordu.
Laik baskının toplum üzerinde “Demokles'in kılıcı” gibi sallandığı yıllarda kültür, sanat, eğitim ve basın kuruluşlarının “Sekülerizm” sarhoşluğu içerisinde halkın dinine, örfüne ve kadim kültürüne savaş açtığı, Müslümanların “Yobaz” tiplemesi ile aşağılandığı yılların tam orta göbeğinde, “Kim var diye sorulduğunda, ben varım!” dizelerine muhatap olarak ortaya çıkmış bir güneş gibi etrafını aydınlatıyordu Yenidevir Gazetesi…
Aradan uzun yıllar geçti. Şartlar değişti, düşünce ikliminin kadim mukimlerinin tırnakları ile açtığı yol büyüdü, genişledi ve artık o yol milyonların yürüdüğü bir ana caddeye dönüştü..
Maneviyatçı fikriyatın savunucuları bugün hamdolsun ülkemizi yönetiyor. O yıllarda aşağılanıp istihaze edilen mütedeyyin düşüncenin müntesipleri, bugün kurum ve kuruluşları yönetiyor.
Bilmeyen bilmez, 90’lı yıllarda bu ülke de başörtüsü takanlar devlet kurumlarına giremezdi. Başörtülü öğrenciler üniversiteye alınmazdı ve daha nice yasaklarla boğuştu o nesil..
Hülasa; Geçmişten gelen şanlı bir mirasa sahip olan Yenidevir Gazetesinde köşe yazarı olmak hakikaten zor bir sorumluluk.
Hamdolsun ki, 47 yıl önce bu ülkenin en önemli düşünür ve fikir insanlarının kurduğu ve yazdığı böylesine önemli bir gazete de yazmak bana da nasip oldu.
Geçmişin zor günlerinde “Allah diyenin yallah kodese atıldığı” zor zamanlarda yiğitçe mücadele eden büyük üstadlarımızın yanında esamemiz bile okunmaz biliyorum ancak dedik ya bu iş nasip işi..
28 Şubat mağduru bir gazeteci ve başörtüsü davasına verdiğim destekten ötürü zamanın Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) yargılanmış, bir müddet de “dam” görmüş bir yazar olarak Yenidevir Gazetesinde yazıyor olmak benim için bu meslek de elde edilebilecek makam ve rütbelerin en büyüğü ve en şereflisidir.
Allah mahcup etmesin, vesselam…